leyl-i memdud

1/4/2008 ·

   Ellerim kalem tutmaz oldu.

  ifadesizliğim yaşantım...yoksun ya herşey emanet bana.harfler yok gibi,seni yazmıyor kalemim inadına.dilim susuyor. ama suskunluğum çaresizliiğim sayılıyor.ezilirsin diyo kimileri,herşey den habersiz hükmünü hakim sanıyor ömrümde...bilmiyor hiç kimse ne çok sözler söylüyorsun sen içimde..dinlediğim biri var bana söz düşmez.....Ki sen oldun ya bende ben  beni terkeyledim o günde..bilmem kaç yılıydı?baharın sonu seni bana getiren hangi ayazdı.Rahmettin yağan ..damla damla sızdın içime ..Hep oldun sen bende.. Hiç olmadığın halde.... 

 

                                                                           

Yolname...

28/3/2008 ·

Goruntu045

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak fakat arkana bakma...
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de... Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.

Yolcuya bakıp yolu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil, asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal...

"En doğru yol; en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma. Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan sözedenler, aşıkmış gibi davrananlardır, gerçek aşık olanlarsa, dikenini de severler.

Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir. Yol boyunca; Yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup, gelen geçenin ayağına çelme takanları, yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları, tel örgülerle çevirdiği yolu, kendisine zindan edip volta atanları, maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı girip, 50. metrede yola yatanları, yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zar atanları, yürümeyi bırakıp, yol yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları, beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları, yanlış klavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.

Aldırma, yürü. Göğsüne yüreğinden başka muska takma. Vahiy haritan, Nebi kılavuzun, akıl pusulan, iman sermayen, amel azığın, sevgi yakıtın, ahlak karakterin, edep aksesuarın, merhamet sıfatın, şeref ve izzet adın olsun. Doğru yol insanların çoğunun gittiği yol değil, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.

Yolda vereceğin her molayı özeleştiri durağında vermelisin. Unutma, tevbe özeleştiridir. Kendisini hesaba çeken, başkalarınca hesaba çekilmekten kurtulur. Her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir. Yön tayini sık sık gerekli olabiliri. Haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir. Bir şey daha: Pusulayı sahte manyetik alanlardan, parazitlerden, nesnelerden uzak tut. İbreni saptırırlar da haberin olmayabilir.

Yol emniyetin için gerekli olan şartların başında bilinç gelir. Bilincini tahrif edecek her türlü uyuşturucudan uzak durmalısın. Hobilerinin, fobilerinin, korkularının bilincin üzerindeki saptırıcı etkiisini iyi hesap etmelisin. O'ndan başkasından korkarsan, korktuğunun başına musallat edileceğini kesinlikle bilmelisin. Yolda düşeceğin en büyük tuzak, yersiz korkuların tuzağıdır, yani kendi benliğinin sana kazdığı tuzak.

Hayırlı yolculuklar dostum.

                          Mustafa İslamoğlu

.../..../...../.........

26/3/2008 ·

"Ağlamadan
dillerim dolaşmadan
yumruğum çözülmeden gecenin karşısında
şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı
üzerime yüreğimden başka muska takmadan
konuşmak istiyorum."


İSMET ÖZEL

ÖLÜMLÜ RÜZGAR

26/3/2008 ·

agac

Tarifi olmayan haller içre olmaktan sıkılıyorum tanrım
Kutsalımı ararken incirin gözlerinde
Zeytine derdimi anlatmaya alışırken
Anlamı olmayan bakışlar ordusunda vuruluyorum
Tarifi olmayan haller içre olmaktan utanıyorum..

Kendimi bulmuşluğun mutluluk kokulu hüznüyle
Kendimin ellerinden tutarken
Kendime doğru yürürken züleyhanın gölgesinde
Yusufa varmaya güç bulamıyorum tanrım
Gömleği arkasından yırtılmış gecelerde
Yusuf koksada tüm yıldızlar
Zühre gözlerimin içine baksada yolumu bulmaya
Yusufa varmayı isteyemiyorum..

Kelimelerin koynunda aciz kalmaktansa
Susayım deyip kapatıyorum perdeleri
Ve ama Sessizliğin gürültüsüne dayanamıyorum tanrım
Sensizliğin düşüncesine inanamıyorum…
Kendimsizliğe dayanamıyorum.

Yorgunluğun karanlık bahçesinde çocuklar saçlarımı yolarken
Zakkum ağaçları köklerini dolarken ayaklarıma
Şeytanın parmaklarında boğuluyorum tanrım
Boğazımda düğümleniyor sarışın günahlar
Meleklerini ver bedenime
Yüreğime aşk ver…

 (AYNALAR ŞEHRİ)

 

sen istanbul kokardın

22/2/2008 · Kategori: -video-

 

serdar tuncer

« Önceki :: Sonraki »