DELİLER KÖYÜNDEN BİR MENZİL AŞKIN

 

'Ne yapalım evladım,emaneti dolaştırıyoruz işte!

Bu sözü "Nasılsınız?"sualine cevaben yaşlı bir amca söylemişti hem de çok sıradan birşeyi dile getirircesine...Ben de tehalükle bir kenara kaydedivermişim öylesine.

Emaneti dolaştırmak!

Lütfen bu deyişi bir kez daha okuyunuz ve ardından defalarca tekrarlayınız ;durmadan,ara vermeden,biteviye,adeta sayıklarmışçasına söyleyiniz;yorulmadan,bıkmadan,usanmadan bu sözün manasını düşünmeye,kasdını anlamaya çalışınız.Böylece unuttuğumuz ,terkettiğimiz ,aradığımız ama bir türlü bulamadığımız o muhteşem varlık tasavvurundan tevarüs ettiğimiz mirasın son kırıntılarından birini belleyiniz hiç değilse.

Emaneti dolaştırmak!

Bir insan bile isteyerek kendisinden bu kadar uzaklaşabilir mi ?Kim kendisine bu denli dışarıdan bakabilir;kim kendisine böylesine uzakta duran bir nesneymişçesine işaret edebilir?Evet,kim kendi bedenini,kendi vucudunu,kendi varlığını bu kadar dışlayabilir,kim kendinin dışına bu kadar kolaylıkla çıkabilir?İnsanoğlunun gerçekten sahip olabileceği yegane mülk değil midir bu been ?

Bu mülk üzerinde istediği gibi tasarruf edebileceğini sanan modern insanın asla anlayamayacağı bir deyiş "emaneti dolaştırmak!"

Gezmek değil gezdirmek...Dolaşmak değil dolaştırmak...Fakat başakasını değil kendisini...Öyle bir kendi ki ,öyle bir kendilik ki aslında kendi değil,kendinin değil,kendine ait değil...Evet ,kendi değil başkası...Bu mülkte kendisi adeta kiracı...geçici ikamet almış bir yabancı...yaban ellere düşmüş bir garip...

Emaneti dolaştırmak!

Günümüzde "deliler köyünden bir menzil aşkın!"yaşamayı seçmedikçe anlaşılamayacak bir muamma...bir garabet...bir sır...sırların sırrı...

Yaşamak değil,hayattan kam almak hiç değil...sadece ve sadece emaneti dolaştırmak...hatta o dolaşırken yanında kalmak,ondan ayrılmamak,ona katlanmak ...kendisini kendisinden aramaya başlamak ...kendisine kendisinden ulaşmak...kendisini kendı dışından seyretmek ...kendisine kendi dışından işaret etmek ...hiç bir dilde karşılığı bulunamayacak bir yükseklik...

Ne zordur yükselmişken,yüksekte iken alçalabilmeyi becerebilmek !Hep uyanık kalmak ...uyuyamamak...hiç ama hiç yatağa girememek ...uykuya dalamamak ...tam aksine her zaman ve hemen her defasında yatağa düşmek ...

Yatağa girememek ve fakat ister istemez yatağa düşmek,koca bir değirmen taşının kendini eritip bitirmesi ,küçücük buğday tanelerini bırakıp homurdana homurdana kendi gövdesini ezmeyi seçmesi gibi birşey.

Ölememek...yaşamak zorunda kalmak ...gurbette kalmayı tercih etmek...dolaştırmak ...biteviye dolaştırmak ...emanetle dolaşmak ...emaneti dolaştırmak hem de deliler köyünden bir menziil aşkın...ve ateşten zehrini tatmak o okun...

Sanatçımın dediği gibiydi herşey:

Fazla aramak aradığımı bulmayı doğurmadı hiç.Tersine aradığımın yerine bulduğumla yetinmek zorunda kaldım;arayışıma inat bulduğum ,bulmak istediğimin hep en uzağıydı.

Öteler...beynimin kıvrımlarını miniminnacık dişleriyle kemiren miniminnacık farelerin kokusunu duyamayacağım öteler...Henüz pıhtılaşmış koca bir kan birikintisinin üzerine basmamıza ramak kalmış sanki ...kanla sıvanmış vücutlar...kurumuş...pıhtılaşmış...pelteleşmiş bedenler...sevdalar...beni benden alan sevdalar...seyredebilmek için zirveleri,koynunda gecelemek zorunda kaldığım etekler...

Değil mi ya ,ne zordur yükselmişken ,yüksekte iken alçalabilmeyi becerebilmek?

En nihayet emaneti dolaştırmak zorunda bırakılmak ...mukaddes emaneti terkedememek bu yüzden...katlanmak,dayanmak,direnmek zorunda kalmak...değil başkalarına,kendisine bile katlanması ne zordur kişinin ...ayrılamaması ,hep kendisiyle olması,olmak zorunda kalması...

Emanetçilik zor bir zanaat ...başkasının mülkünde oturmak...ona zarar vermemek ...onu bir gül yaprağını taşırcasına hassasiyetle korumak ...

Korumak ama nasıl?

Hayatla bağını kopardığı için suyunu veremiyorsanız,toprağını tazeleyemiyorsanız,gübreler getiremiyorsanız ötelerden ,söyleyin bana a dostlar bir gül yaprağını nasıl koruyabilirsiniz?

Bir defterin yapraklarının arasında mı ?

Şayet öyleyse ,zaten bütün mesele de bir defterin yapraklarının arasında yok olacak olmamız değil mi?....

 

DÜCANE CÜNDİOĞLU

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !